Burası benim dünyam... Ağlarım, gülerim, kızarım, severim... Beni var eden her şeyle buradayım... Paylaşmak isterseniz, gönül kapım herkese açık...
Ayça’nın Günlüğü
Bir başka kızsal blog…
2006 yılında başladığım blog oyununda 1 yaşındayım. Hakkımda bilinmesi gereken her şey yazılarımda yer alıyor. Boş vaktinizde uğrarsanız benimle ilgili daha fazla bilgi edinebilirsiniz...
Uyku Baba
Kendimi çok yorgun hissediyorum.
Birkaç gündür sabaha kadar üçte uyuyup, sabah altıda kalkmanın etkisi olabilir mi acaba?
Dün şöyle bir program yapmıştım kendi kendime:
İşten erken çıkacağım, Kızılay’a kadar yürüyeceğim, vitrinlere baka baka, lay lay lom yaparak otobüsüme bineceğim, evimde anneciğimin sıcacık yemeğini yiyeceğim, ütümü yapacağım ve en geç 23:00′de yatacağım. Yorganıma sıkıca sarılacağım, sadece sağ elimin hafifçe çıkabileceği bir boşluk olacak. Çünkü televizyon kumandası ile uyuyana kadar o kanal senin bu kanal benim dolaşacağım.
Ben kanalları dolaşırken, uyku baba gelecek, beni kollarına alacak, sıkıca sarılacak, saçımı okşayarak kulağıma “Uyu benim güzel kızım, seni bulutların arasında yolculuğa çıkartmaya geldim” diyecek. Ninniler söyleyecek ve ben Uyku Baba’nın kollarında bulutlara doğru uçacağım.
İşte ben böyle düşündüm ya, hayal kurdum ya, sonuç ne?
Tabi ki olmadı.
Tam eşyalarımı toplamaya başladım, çıkmak için hazırlık yaparken zırrrr bir telefon…
Sabaha hazır olması gereken çok önemli bir iş…
Haydaaaaa…
Neyse söylenmenin bir faydası yok diyerek başladım çalışmaya.
Ofisten çıktığımda saat 23:00′dü.
Neyse planımın bir bölümünü yapamadım ama Uyku Baba hala gecikmeli de olsa beni bekliyor.
Eve gittim, anne ile kısa bir günün gelişmeleri, yorumları ve dedikodusundan sonra canım yatağıma doğru yollandım.
Bir yatak, bir yastık, bir yorgan, bir nevresim bu kadar mı sevilir, bu kadar mı özlenir?
Kedi gibi mırıl mırıl sesler çıkararak, gerinerek yattım yatağıma.
Sağ olsun Uyku Baba fazla bekletmedi beni hemen geldi.
Tam beraber bulutlara doğru çıkacakken, tuhaf bir gürültü çalındı kulağıma.
Her ne kadar duymak istemesem de gürültünün kaynağı cep telefonummuş.
Allahım gecenin köründe ne diye telefon çalar ki?
Ve ben ne akla hizmet kapatmam ki telefonumu?
Bilmediğim bir numara. İnşallah yanlış arıyorlardır da gece gece bir güzel kalaylarım sonra yatar zıbarırım.
Sert bir sesle “Alo”
“Ayça Hanım?”
Bismillah, kim ola bu? Daha yumuşak ve soru işaretleri dolu bir sesle “Efendim?”
“Ben falanca güvenlik şirketinden filancayım. Alarm kurulmadı, ofiste çalışma mı var?”
“Biz çıkarken bir kişi kalmıştı ama saat yarım olmuş, bu saate kadar kalmış olabilir mi acaba?” diye salakça bir soru sordum adama.
Neyse ki adamcağızla tanıştığımız için bu soruyu gayet doğal karşılayıp beni bozmadı ve “Biz birkaç defa aradık ofisi ama cevap veren yok” dedi.
“Ben de bir arayım ve size bilgi vereyim, ona göre ne yapacağımıza karar veririz” diyerek kapattım telefonu.
Başladım şirketi aramaya. Ara ara ara ara telefonu açan yok.
İşin kötü tarafı, arkadaşın cep telefonu da kayıtlı değil.
Ne kadar gereksiz numara varsa (THY kargo servisi, kırtasiye, bakkal, çakkal, dış kapının dış mandalının teyzesinin numarası gibi) telefonumda kayıtlı ama gerekli olan kişinin cep numarası yok.
Aradım tekrar güvenlik şirketini, “Kurun alarmı” dedim.
“Ama ya içerde çalışan varsa, hareket detektörleri devreye girer ve alarm çalar”
“Birisi olsaydı telefonun sesini duymamasına imkan yoktu, muhtemelen unutuldu alarmın kurulması, kurun lütfen”
Yaşasın canım yatağım bekle geliyorum diyerek cumburlop tekrar yattım, sarıldım sarmalandım “Gel Uyku Baba geeelll geeellll” diye mırıldanırken ve uyku baba yola çıkmış dıgıdık dıgıdık gelirken bir telefon daha…
Bu ne yaaaaaaaaaaaaaa????????
Efendim, benim çalışkan arkadaşım meğerse büroda değilmiymiş. Gecenin bir köründe inlerle cinleri rahatsız etmemek amacıyla kulaklıkla müzik dinlediği için telefonların sesini duymamış. Su almak için yerinden kalktığı anda da alarm çalmaya başlamış.
Güvenlik şirketi bir yandan, arkadaş bir yandan, apartman kapıcısı bir yandan, patron bir yandan aramaz mı?
Ortalık sakinleşene kadar epey bir vakit geçti.
Bu arada Uyku Baba da “Hadi kızım hadi, çocuk oyuncağı mı bu, gel diyeceksin geleceğim, git diyeceksin gideceğim, benim işim gücüm var, ne halin varsa gör” demez mi?
En son saate baktığımda saat 03:30 du.
Ne zaman 06:00 oldu bilmiyorum…
Acaba kendimi yorgun hissetmemim nedeni uykusuzluk mu?
Not1: Bugün hiçbir program yapmayacağım:)))))
Not2: Bu da böyle bir anımdı iştecik…
Not3: Git Uyku Baba giiittttt…
Etiketler: alarm, nevresim, uyku baba, yastık yorgan



