Burası benim dünyam... Ağlarım, gülerim, kızarım, severim... Beni var eden her şeyle buradayım... Paylaşmak isterseniz, gönül kapım herkese açık...
Kurdale Değil Kurdele
Ayça’nın Günlüğü
Burası benim evim ve ben evimde mutluyum...
Terelelli Terelelli
Üfffff…
İşyerinde ki server dan kaynaklanan sorun yüzünden günlerdir kimseye yorum yazamıyorum.
Eeeee, ben yorum yazamayınca da doğal olarak araya kopukluklar giriyor.
Şunu fark ettim ki, gidene gelinir.
Burası bir paylaşım mekanıysa, bazı şeyler de karşılıklı olmalı…
Çok sevdiğim bir laf vardır: “Keser gibi hep bana hep bana değil, testere gibi bi sana bi bana olmalı”…
Çok aminaye bir tabir ama akılda kalıcılığı ve anlam bakımından bence çok etkileyici…
Bir de şu lafa bayılırım “Gençler düşünebilse, yaşlılar yapabilse…”
Ne alaka demeyin, severim işte:)))
Bu yorum yazma probleminin kısa sürede düzeleceği yok gibi…
Sayfala girip çıktıkça komalara giriyorum, tatlılar, pastalar, börekler, kurabiyeler, hele ki son etkinlik konusu zeytinyağlılar yok mu… Aman aman amannnn…
En çok da çalışan bayanlara hayran oluyorum…
Nasıl bir enerjileri var ben çözebilmiş değilim…
Sabahtan akşama kadar çalışıyorlar, ondan sonra da birbirinden güzel, çeşit çeşit, ne kadar özendikleri belli olan yemekleri yapıp bir de sunum yapıyorlar…
Valla bravo ve de maşallah…
Artık buna hamaratlıklı mı demeli, maharet mi demeli, gönül vermek mi demeli… Bilemiyorum.
Güya ben de hafta sonu hem bayram temizliği hem de poğaça, börek yapacaktım…
Ayol ne mümkün… Elim de ağır değildir ama temizliğe başladım mı bitmiyor bir türlü… “Ay şurası da yapayım, dur burayı da yapayım” derken, sürünerek yatağa gittim… Temizlik bitti mi, hayıııırrrrrrr…. Bitmeeezzzzzzz… Bitmeyeceeeeeeekkkkkkkkk….
Hiçbir temizlik işini sevmiyorum, sevmeyeceğim…
Kimi bayanlar vardır, cam silmekten büyük keyif alır. Her hafta elinde bez camda görürsünüz onları… Sevdikleri bir şeyi yaptıkları için hiç yorulmazlar. (Örnek; üst kat komşumuz Ayşe Abla). Kimi bayanlar ütü yapmayı sever. Alır ütü masasını geçer televizyonun karşısına, ohhhhh, keyifli keyifli ütüsünü yapar (Örnek: 3 numaralı dairede oturan Gülhan Hanım)… Kimi bayanlar halı yıkmayı sever… Onlar için yaz kış fark etmez, gözleri sürekli yerdedir… İçlerinden dua ettiklerinden eminim “Birisi yemeğini dökse de şu halının üstüne bi yıkasam, allahım kriz geldiiiii, halıııı, suuuu, hortumm, arap sabunuuuuu, fırçaaaaa…..” Eğer halının üstüne yemeğini döken yoksa, hele ki bir de kışsa, bu krizlerini gidermek için mutfak halısının üzerine her an bir kase yoğurt dökebilir zihniyettedirler bu tipler… Sahte bir baş dönmesi ile şangırt diye bir ses duyulabilir her an mutfaktan “Aaaaa… Vah vah vah… Başım dönüverdi de elimdeki kaseyi düşürdüm. Tühhh bu şimdi silmeyle de çıkmaz, yıkanması gerekir…” Yaaalllaaannnnnn… Külliyeeennn yalaaannnn…. Tek gerçek halının üzerinde ki beyaz yoğurt lekesiiiii… (Örnek: annem)
Hani hayallerimiz vardır; ailemize, çocuklarımıza daha iyi bir gelecek için zengin olmayı umut ederiz. Ya da en büyük hayalimiz bir dünya turuna çıkmaktır… Ya da çok param olsa bir okul yaptıracağım, bir hastane yaptıracağım vs vs diye düşünürüz.
Benim de zengin olmak gibi bir hayalim var… Ama ne yalan söyleyeyim, çok param olursa ilk olarak bir sürü yardımcı alacağım kendime… Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmayacağım… Bir elimde üzüm salkımı, diğer elimde televizyonun kumandası Kleopatra gibi uzanacağım… Böyle uzanmalar sonucunda ayı gibi olunca da gidip doktora “Çek anacığım şuradan 3-5 kilo yağ, parası neyse vereceğim” diyeceğim:)))))
Biliyor da vermiyooorrrrr, biliyor da vermiyoorrrrr….
En iyisi ben susup, akşam eve gidince ütüleyeceğim dantellerimi ve alacağım tozları düşüneyim…
Kadeeerrrr kahpe kadeeerrrrr, ağlarınıııı ördüün müüü….
Paradaaaannn yok bi haberrrrr…
Paraaaaa kaldın mı, öldün müüüü
Kaddeeeerrrrrr….



