Burası benim dünyam... Ağlarım, gülerim, kızarım, severim... Beni var eden her şeyle buradayım... Paylaşmak isterseniz, gönül kapım herkese açık...
Ayça’nın Günlüğü
Bir başka kızsal blog…
2006 yılında başladığım blog oyununda 1 yaşındayım. Hakkımda bilinmesi gereken her şey yazılarımda yer alıyor. Boş vaktinizde uğrarsanız benimle ilgili daha fazla bilgi edinebilirsiniz...
Tuhaf
İlginç ve merak edilen bir başlık oldu değil mi?
Bana da ilginç gelen ve merak ettiğim bir konu var ve sizlerin ne düşündüğünü merak ettim…
Şöyle anlatmaya çalışayım:
İlk bloğumu açtığımda, el işlerimi sizlerle paylaşmak istedim…
Kim ne yapmış, ne güzellikler çıkartmış ortaya, acaba bana da fikir verebilir mi, bende feyz alabilir miyim diye blog blog dolaşmaya başladım…
Bu süre zarfında nedense yemek blogları pek ilgimi çekmemişti.
Daha önce de bahsetmiştim, ta ki Sevgili Zerrin‘in sayfasına girene kadar.
Sonra da büyük keyifle yemek bloglarını gezmeye başladım…
Şu anda düşünüyorum; beni cezbeden neydi diye…
Sanırım samimiyetti…
Paylaşımdı…
Ben bu paylaşımı ve samimiyeti elişi bloglarında göremedim.
Yanılıyor muyum diye bir süredir hobi bloglarını dolaşıyorum…
Nasıl güzel şeyler var anlatamam.
Ama yorumlar kısmına bakıyorum da, en iddialı sayılabilecek bloglarda bile en fazla 6-7, hadi taş çatlasa 10 yorum var…
Kimse “Ya arkadaşım, ne güzel şey yapmışsın böyle, helal olsun sana” dememiş.
Yarım ağızla yazıldığı her halinden belli olan “Eline sağlık, tebrikler” kelimeleri hariç pek bir şey göremedim.
Oysa yemek blogları öyle mi?
Bıdır bıdır herkes blog sahibini destekleyici bir şey yazıyor, moral ve şevk veriyor.
Her yayınlanan yemeğin, pastanın, böreğin, kurabiyenin altında muhakkak bir sürü yorum görebilirsiniz…
İşte beni yemek bloglarına çeken buydu…
Ağır bir itham olacak ama sormadan edemeyeceğim: Acaba elişi bloglarında bir kıskançlık, bir çekememezlik mi var?
Hatırlıyorum, küçükken, komşumuz bir dantel ördü mü, köşe bucak saklardı kimse örneğini almasın diye. Ama bir yandan da övünülmek ister ve dayanamaz, “Bunu ben yaptım” diye gösterirdi. Örneğe bakan diğer insanlar da yukarıda bahsettiğim gibi yarım ağızla “Hııı, güzel olmuş, ellerine sağlık” der, eve gider gitmez örneği kafalarından çıkartmaya çalışırlardı:)))
Kimse kusura bakmasın ben aynen bunları hissettim, elişi bloglarını gezerken.
Sonra kendimi bir çırpıda yemek bloglarına attım ve mutlu oldum:)))
Benim düşüncelerim bunlar işte…
Siz ne dersiniz? Acaba başka bir nedeni mi var bu durumun?
Etiketler: elişi blogları, hobi blogları, kıskançlık, paylaşım, samimiyet, tuhaf, yemek blogları, yorum
Kıskançlık
Ahhh, ahhhh…
Kıskançlık çok kötü bir şey…
Hele ki kıskanç insanlarla bir arada yaşamak nasıl fena anlatamam.
İşte buyurun; anne dedik bağrımıza bastık, kadın kıskançlığından çıldırıyor…
Ben böyle güzel güzel kurdele işleri yapıyorum ya, herkes beğeniyor ya, benimki dayanamadı, “Aaaaaa, benim neyim eksik senden” diyerek, makine nakışı yapmaya başladı…
Ayyy dostlar sormayın, söylemeyin, 63 yaşında bir kadın makine nakışı kursuna gidiyor…
Be kadın, senin yaşındakiler evlerinde oturup patik örerler, torunlarına torbalarına bakarlar, olmadı konu komşu gezerler, hadi o da olmadı turlara murlara katılırlar…
Yok, bizimkisi fellik fellik kurslara gitsin…
Ahhhh, ahhhh, nerelere gideyim, kimlere şikayet edeyim…
Üfff be ne yazarmışım bende:))))
Tabi ki anladınız yukarda yazdıklarımız hepsi şaka…
Canım annemle gurur duyuyorum…
Bu yaşında hala bir şeyler üretme çabasında, hala azimli, hala gururlu, hala en iyisini yapmaya çalışıyor…
Allah seni nazarlardan saklasın annem benim…
Aşağıda görmüş olduğunuz örtüyü annem yeni yapmaya başladı.

Ben bu kadını yerim bitiririm…
Şu güzelliğe bakar mısınız?
Tekrar söylüyorum, annem 63 yaşında ve yuvarlana yuvarlana kursuna gidiyor, sınıfın en yaşlısı olma unvanını kimseye kaptırmıyor:)))
Annemmmmm, büyüksün, gururumsun, mutluluğumsun…
İyi ki benim annemsin…
(Nereden olduysa bir de ağabeyimin annesi olmuşsun ama yapacak bir şey yok çekeceğiz artık… Hayır ben ağabeyimi kıskanmıyorum…. Ya tamam belki birazcık kıskanıyor olabilirim… Üfff iyi tamam kıskancım…:)))))))
Etiketler: anne, kıskançlık, makine nakışı


