Burası benim dünyam... Ağlarım, gülerim, kızarım, severim... Beni var eden her şeyle buradayım... Paylaşmak isterseniz, gönül kapım herkese açık...
Ayça’nın Günlüğü
Bir başka kızsal blog…
2006 yılında başladığım blog oyununda 1 yaşındayım. Hakkımda bilinmesi gereken her şey yazılarımda yer alıyor. Boş vaktinizde uğrarsanız benimle ilgili daha fazla bilgi edinebilirsiniz...
Mecliste ki Turuncu Koltuklar
Allahıma binlerce şükür olsun, Türkiye’nin asıl sorununu bulduk.
Efendim tüm sorunlarımızın kaynağı TBMM’de ki ceylan derisi koltuklarmış.
Çalışma Bakanı Faruk Çelik, yaptığı açıklamada, TBMM Genel Kurul Salonu’ndaki turuncu renkli ceylan derisi koltuklar ile beyaz mermer ve ışıklandırmanın milletvekillerini rahatsız edip yorduğunu söylemiş.
Koltukların ve ışıklandırmanın değiştirilmesini isteyen Çelik, “Çalışma ortamı sağlıksız, arkadaşlar uzun süre içeride oturamıyorlar. Çok şikâyet var” demiş.
TBMM Genel Kurulu Salonu’nda çıkan gerginlikler ve AKP’nin karar yeter sayısına ulaşmakta zorlanmasının nedeni; aslında turuncu olan ancak Çelik’e göre “pembe” renkli koltuklar…
Nasıl sevindim anlatamam.
Ben de “Ne olacak bizim halimiz? Ne yapmalı, nasıl etmeli?” diye düşünüyordum.
Eeeee, işte fark burada.
Ben sadece düşünüyorum… Düşünmekle olmaz bu iş…
Bakın Faruk Çelik Amcama, boş yere mi milletvekili ve sonrasında Çalışma Bakanı olmuş.
Zeki adam vesselam…
Hemen parlak zekasıyla sorunun kaynağını buldu…
İşte bizim Meclisimizde görmek istediğimiz profil bu…
Sorunun kaynağına inecek ve hemen çözebilecek vasıflara sahip vekiller…
Ben derim ki hemen koltukları değiştirelim.
Koltuklar değiştiği anda ülkemizde düzelecek sorunları hemen sıralayım:
1- Kesinlikle işsizlik sona erecek. Çünkü koltukların değişimi için işçilere ihtiyaç duyulacak.
2- Ekonomi düzelecek. Çünkü koltuk değişimi için ihaleler yapılacak, firmalara para akışı sağlanacak. Ekonomi de hareketlenmeler olacak.
3- Dış borçlarımız azalacak. (Buna uygun bir kılıf bulamadım, aklıma gelirse yazarım)
4- Benzin fiyatları düşecek. (Ekonomi iyileşti ya)
5- Elektriğe, suya uygulanan otomatik zam (Biliyorsunuz elektriğe temmuz ayında %20 oranında zam geliyor. Bilmiyor musunuz? Beyiniz biliyordur o zaman üzülmeyin) kalkacak.
6- Terör sona erecek. Tüm ülke huzura kavuşacak.
7- Eğitim sistemi düzelecek. Sınıfta kalmak diye bir kavram olmayacak. Hatta eğitim diye bir kavram da olmayacak. Böylece “bilinçli” diye tabir edilen terbiyesiz bir nesil yetişmeyecek. Ne o öyle insanlar düşünüyor, sorguluyor, itiraz ediyor, ses çıkartıyor… Bu nasıl bir ahlaksızlıktır… Neyse ki koltuklarla birlikte bu sorun da ortadan kalkacak, kuzu gibi insanlar olacak güzel yurdumun dört bir yanında. Allahıma binlerce şükür…
8- Sağlık sorunu diye bir şey olmayacak. Sağlık ve Sorun kelimeleri yan yana gelemeyecek bile. Ve hatta insanlar hastalanmayacak bile… Kaza maza da olmayacak… Hepimiz kuzu gibi olduğumuz için zaten hastanelere gitmeyeceğiz. (Acilen veteriner bir arkadaş bulmalıyım kendime, ne olur ne olmaz.)
9- Sosyal Güvenlik… Evet tahmin ettiğiniz gibi sosyalimizde güvenlikte olacak artık… (Aklıma takıldı, kuzuların ömrü kaç yıldır???)
10- Ay aklıma başka bir şey gelmedi… Sabah sabah bu kadar kasabildim… Vücudum dayanamadı midem de bir gaz oldu anlatamam…
İşte böyleee… Durum budur… Görüldüğü üzere, şu pis koltuklar ülkemizi ne hale getirmiş de fark etmemişiz.
Sağ ol, var ol Çalışmamın Bakanı Faruk Çelik Amcam…
Ben derim ki, Çelik Amcama yardımcı olmak amacıyla (malum çok çalışıyor) sol tarafa yeni bir Anket açtım. Belki bir fikir verir, yardımcı olur… Oylayalım anacımmmm…
Dilimiz Zenginlesiyor
Offff Offfff…
İşe otobüsle gidip gelenlerden misiniz?
Üstüne üstlük büyük şehirde mi oturuyorsunuz?
Eyvah ki ne eyvah…
Ankara’da hem sabah hem de akşam trafiği artık İstanbul’u aratmıyor.
İnsanlar çıldırmış gibi…
Çok yakında otobüsün içinde “deve güreşi” modunda insanlar görürseniz hiç şaşırmayın.
Çünkü asma tavan çıkma olayını gerçekleştiremeyen EGO’nun, konserve balık uygulamasından sonra “deve güreşi” operasyonuna girmesini bekliyorum.
Bu arada oturan mutlu azınlıkta değilseniz, her an tanımadığınız bir aileyle akraba olmanız söz konusu olabilir ki Allah korusun!!!!
Neyse lafı fazla uzatmadan asıl konuya gelelim:
Sabahları işe giderken Ankara’nın omuriliği sayılabilecek yol güzergahını takip ediyoruz.
Çeşitli bakanlıklar, sayıştay, yargıtay, TBMM, gazete ve TV merkezleri, genel ve mülki idareler vs vs… Her sabah saygı (!) sunduğumuz kurum ve kuruluşlar olarak sıralanıyorlar.
Bugün Çevre ve Orman Bakanlığı’nın önünden geçerken daha bir çok saygı (!) sunma gereğini hissettim.
Medyadan takip etmişsinizdir; Bakan Veysel Eroğlu, personeline bir tavsiye yazısı göndermiş; Türkçe sözcükler yerine Arapça kelimeler kullanılması hakkında…
Eroğlu’nun tavsiyede bulunduğu Türkçe kelimeler ve karşılığı olarak tavsiye edilen Arapça kelimeler şöyle:
Amaç: Maksat, gaye / Atama: Tayin / Belirlemek: Tespit etmek / Boş: Münhal / Dayanak: Mesnet / Doğal: Tabii / Durum: Vaziyet / Gereksinim: İhtiyaç / Görev: Vazife / İçermek: İhtiva etmek / İlgi: Alaka / İlişik: Ek
Kapsamak: İhtiva etmek / Katılmak: İştirak etmek / Koşul: Şart / İzlemek: Takip etmek / Kent: Şehir / Neden: Sebep / Ödül: Mükafat / Örgüt: Teşkilat / Örneğin: Mesela / Öneri: Teklif / Özel: Hususi / Sorumluluk: Mesuliyet / Sonuç: Netice / Sorun: Mesele / Tören: Merasim / Yasa: Kanun / Yasal: Hukuki / Yaşam: Hayat / Yapay: Suni / Yetki: Selahiyet / Yöntem: Usül / Zorunluluk: Mecburiyet
“Değerli arkadaşlar,
Türkçemizdeki sözcük çeşitliliğinin korunması, yaşayan ve konuşulan zengin bir dil olarak varlığını sürdürmesi için günlük konuşmalarınız ve her türlü yazışmalarınızda ekli dosyadaki kelimelerin kullanılması konusunda hassasiyet ve itina göstermenizi rica eder, iyi çalışmalar dileriz”
yazısıyla personele bildirilen bu durumdan dolayı Sayın Bakana teşekkür ederim;
Bunca yoğunluk arasında işi gücü bırakıp, dilimizdeki zenginleşmenin neferi olarak çalışmalarına devam ettiği için…
Nefer kelimesi Arapça idi değil mi? Zenginleşmek kelimesi ise Farsça… Acaba Arapçanın yanına biraz da Farsça katsak olur mu?
Bizi daha bir zengin gösterir…
Acaba çok daha zengin durmamız için yazı karakterimizi de değiştirsek de, Latin harfleri yerine Arapça harfler mi sıkıştırsak araya…
Mesela; ٷ ac ٺ gd ٿ d څ e ڣ c ۂ g ڔ k ڏ a س gibi…
Yavaş yavaş, yavaş yavaş…
Unutmayın % 42…
Neredeyse her iki kişiden biri…
Anladınız siz onu !!!!!
Etiketler: arapça kelimeler, dilimizin zenginleşmesi, orman bakanı



