Burası benim dünyam... Ağlarım, gülerim, kızarım, severim... Beni var eden her şeyle buradayım... Paylaşmak isterseniz, gönül kapım herkese açık...
Ayça’nın Günlüğü
Bir başka kızsal blog…
2006 yılında başladığım blog oyununda 1 yaşındayım. Hakkımda bilinmesi gereken her şey yazılarımda yer alıyor. Boş vaktinizde uğrarsanız benimle ilgili daha fazla bilgi edinebilirsiniz...
Dilimiz Zenginlesiyor
Offff Offfff…
İşe otobüsle gidip gelenlerden misiniz?
Üstüne üstlük büyük şehirde mi oturuyorsunuz?
Eyvah ki ne eyvah…
Ankara’da hem sabah hem de akşam trafiği artık İstanbul’u aratmıyor.
İnsanlar çıldırmış gibi…
Çok yakında otobüsün içinde “deve güreşi” modunda insanlar görürseniz hiç şaşırmayın.
Çünkü asma tavan çıkma olayını gerçekleştiremeyen EGO’nun, konserve balık uygulamasından sonra “deve güreşi” operasyonuna girmesini bekliyorum.
Bu arada oturan mutlu azınlıkta değilseniz, her an tanımadığınız bir aileyle akraba olmanız söz konusu olabilir ki Allah korusun!!!!
Neyse lafı fazla uzatmadan asıl konuya gelelim:
Sabahları işe giderken Ankara’nın omuriliği sayılabilecek yol güzergahını takip ediyoruz.
Çeşitli bakanlıklar, sayıştay, yargıtay, TBMM, gazete ve TV merkezleri, genel ve mülki idareler vs vs… Her sabah saygı (!) sunduğumuz kurum ve kuruluşlar olarak sıralanıyorlar.
Bugün Çevre ve Orman Bakanlığı’nın önünden geçerken daha bir çok saygı (!) sunma gereğini hissettim.
Medyadan takip etmişsinizdir; Bakan Veysel Eroğlu, personeline bir tavsiye yazısı göndermiş; Türkçe sözcükler yerine Arapça kelimeler kullanılması hakkında…
Eroğlu’nun tavsiyede bulunduğu Türkçe kelimeler ve karşılığı olarak tavsiye edilen Arapça kelimeler şöyle:
Amaç: Maksat, gaye / Atama: Tayin / Belirlemek: Tespit etmek / Boş: Münhal / Dayanak: Mesnet / Doğal: Tabii / Durum: Vaziyet / Gereksinim: İhtiyaç / Görev: Vazife / İçermek: İhtiva etmek / İlgi: Alaka / İlişik: Ek
Kapsamak: İhtiva etmek / Katılmak: İştirak etmek / Koşul: Şart / İzlemek: Takip etmek / Kent: Şehir / Neden: Sebep / Ödül: Mükafat / Örgüt: Teşkilat / Örneğin: Mesela / Öneri: Teklif / Özel: Hususi / Sorumluluk: Mesuliyet / Sonuç: Netice / Sorun: Mesele / Tören: Merasim / Yasa: Kanun / Yasal: Hukuki / Yaşam: Hayat / Yapay: Suni / Yetki: Selahiyet / Yöntem: Usül / Zorunluluk: Mecburiyet
“Değerli arkadaşlar,
Türkçemizdeki sözcük çeşitliliğinin korunması, yaşayan ve konuşulan zengin bir dil olarak varlığını sürdürmesi için günlük konuşmalarınız ve her türlü yazışmalarınızda ekli dosyadaki kelimelerin kullanılması konusunda hassasiyet ve itina göstermenizi rica eder, iyi çalışmalar dileriz”
yazısıyla personele bildirilen bu durumdan dolayı Sayın Bakana teşekkür ederim;
Bunca yoğunluk arasında işi gücü bırakıp, dilimizdeki zenginleşmenin neferi olarak çalışmalarına devam ettiği için…
Nefer kelimesi Arapça idi değil mi? Zenginleşmek kelimesi ise Farsça… Acaba Arapçanın yanına biraz da Farsça katsak olur mu?
Bizi daha bir zengin gösterir…
Acaba çok daha zengin durmamız için yazı karakterimizi de değiştirsek de, Latin harfleri yerine Arapça harfler mi sıkıştırsak araya…
Mesela; ٷ ac ٺ gd ٿ d څ e ڣ c ۂ g ڔ k ڏ a س gibi…
Yavaş yavaş, yavaş yavaş…
Unutmayın % 42…
Neredeyse her iki kişiden biri…
Anladınız siz onu !!!!!
Etiketler: arapça kelimeler, dilimizin zenginleşmesi, orman bakanı
“Dilimiz Zenginlesiyor” için 3 Yorum
Yorum Yapın
Sigorta evlilik gibidir. Sürekli bir şeyler ödersin ama geriye hiçbir şey alamazsın.



merhaba canım,
içimden lama gibi ortalığa tükürmek geliyor ama naparsın yapamıyorum,
“tükürmek arapçası tükürmek” hem türkçede değil
ha ha ha kendime gülmekten öldümmmmmmmmm
:)))))) heyyaaaa yaşasın bizde kendi aramızda dilimizi zenginleştiriyoruz. Çokkk mutluyummm çookkkk… Ama şu kullandığım kelimeler arasında sadece zenginleşmek farsça. Aaaa kelime Arapça imiş… Ay ben de artık sayın (sıfat) bakanın (isim) sevdiği insanlar (Ay bi arapça kelime daha) arasına (fasıla ile bağlantısı yok) girdim.
bla bla bla bla bla bla bla nerede benim hunimmmmmmmmmmm:)))))
sana katılıyorum.Ben içimden geçenleri mislisi ile söylüyorum…şuan ofiste yalnızım……….
Ohhhh söyle söyle… Aman aman içim biraz soğusun hiç olmazsa… Bazı şeyleri içinden söylersin ama sesli olarak ifade edemezsin de o içinde büyür büyür seni şişirir ya… Aynı o durumdayım. Ay ne olursun benim için de söyle… Saygılarımızı (!), sevgilerimizi (!), hürmetlerimizi (!) sun lütfen:))
Yazınızda sayılan tüm kelimeler Türkçenin içinde var olan ve yıllardır da kullanılan kelimelerdir. Ülkemizin yakın tarihe kadar Osmanlıca konuştuğunu var sayarsak bu kelimelerin kullanılması çok normal. Bakanın yaptığını tasvip ettiğimi söylemiyorum ancak bu güzel duyarlılığınıza karşın dilimizin sadeleşmesiyle ilgili ingilizceden dilimize girmeye çalışan hiçbir kelimeden bahsedilmemesi bende tutumunuzun yanlı olduğuna dair bir intiba bıraktı.
Doğrusunu söylemek siz söyleyince fark ettğim. Evet yanlı bir tutum sergilemişim. Pişman mıyım, hayır değilim. Ancak, Eğer aynı şekilde bir bakan da tutup bundan böyle bakanlık içinde ingilizce, fransızca, yunanca kelimeleri kullanmanızı öneriyorum derse onlara da aynı tepkiyi gösterirdim. Öte yandan bir itirafda daha bulunmak istiyorum; ben bu hükümetin samimiyetine inanmadığım için yaptıklarını da onaylamıyorum. Evet bu konuda da yanlıyım. Ve gene pişman değilim:) Sevgiler ayrıca yorum için de teşekkürler