Burası benim dünyam... Ağlarım, gülerim, kızarım, severim... Beni var eden her şeyle buradayım... Paylaşmak isterseniz, gönül kapım herkese açık...
Kurdale Değil Kurdele
Ayça’nın Günlüğü
Burası benim evim ve ben evimde mutluyum...
100. Yazım ve Anket Sonucu
Bu adrese geçtikten sonra ki 100. yazımı şu anda yazmak üzere bilgisayar başındayım…
Dalya diyorum yani…
Herkes 1. 2. 3. (4. yaşında olan var mı?) yaşını kutluyor, ben de dalyamı kutlayayım dedim:))
Hepimizin başına geliyor, zaman zaman kesintilere uğrasa da, yazmak bir alışkanlık haline geldi.
İtiraf edin, hepiniz “acaba yeni yorum yazılmış mı? Falanca bugün ne yapmış? Filanca ne demiş?” diyorsunuzdur.
Farklı bir dünya var burada… “Ne senle olurum ne sensiz” hikayesi gibi…
Dalya yazımı sol tarafta yer alan son anket üzerine yazmak istedim.
Partnerinizden memnun olup olmadığınızı sormuştum.
152 kişi hala aşık olduğunu belirtmiş… Bu 152 kişiyi hep birlikte alkışlayalım…
“Aman aradan yıllar geçmiş memnun olmasam ne yapacağım” diyenler 48 kişi
“Tanıştığım güne lanet olsun!” diyenler 47 kişi
“Hayır diyeceğim ama isimlerimiz yayınlanmayacak değil mi?” diyenler 21 kişi
Yani toplam 116 kişi partnerinden şikayetçi…
En sevdiğim ve en çok bunun işaretleneceğini sandığım ama yanılttığınız cevap ise “Sen de ne meraklıymışsın kardeşim, sana ne benim partnerimden” sadece 45 oy almış:)))
Herkese anketime katıldığı için teşekkür ederim.
Şimdi yeni anket konumuza gelelim. Sorumuz şu: Televizyonda hangi programları izliyorsunuz? Abidik gubidik yapmak yok, doğrusunu işaretleyin:)
a) Çılgınlar gibi “Yemekteyiz” yarışmasını izliyorum. Birbirlerini aşağılamaları çok hoşuma gidiyor. Ben onlardan daha güzel yemek yaparım, ağırlarım.
b) Ben çok klas birisiyim, sadece haber programları ve belgesel izlerim…
c) Ben salya sümük dizi filmleri izlerim. Güzel kızlar, yakışıklı erkekler ve zenginlik… Ahhh, ahhhh…
d) Ben sabah programlarının hastasıyım… Benden başka psikopatları gördükçe keyifleniyorum…
e) Ben de evlilik programlarını izliyorum. Böylece düşünmeyen, yargılamayan toplum olmamız için üstüme düşen görevi yapmış oluyorum. Gururluyum!!!
Kurdele Nakışı Örnekleri
Bazı meslek gurupları için alkış ne kadar önemli değil mi?
Yaptıkları, emek verdikleri bir şeylerin karşılığını alkışlarla almak ne kadar önemlidir onlar için.
Sanırım insanoğlunun doğasında var bu…
Beğenilmek, takdir edilmek, önemsenmek…
Aynı durumu zaman zaman bende yaşıyorum.
Şu sayfamda yayınladığım emeklerin birilerine fikir vermesi, değerlendirilmesi, önemsenmesi beni çok mutlu ediyor, keyiflendiriyor ve daha iyisini yapmaya teşfik ediyor.
İşte bunlardan bir tanesi Sevgili Tijen Hanıma ait…
Tijen Hanım, bana mail atarak olarak ulaştı ve daha önce burada yayınladığım örnekten faydalanarak bir çalışma yaptığını söyledi.
İşte Tijen Hanım’ın çalışması:
Ellerine sağlık Sevgili Tijen…
Ve teşekkürler…
Sucuk, Sucuk, Sucuk, Sucuk….
Dün Nino gecenin bir yarısı msn de öyle kibar bir şekilde fırçaladı ki sormayın…
Hani çocuklar azarı yiyince başlarını öne eğer, bir yandan da acaba karşısındakinin yüzünde azarı hafifletecek bir ifade görebilir miyim umuduyla gözlerini kocaman kocaman açarak bakarlar, bir yandan da dudaklarınızı büzdürürler ya, işte bir ara ben ekrana öyle bakıyordum:))
Esra anısına Nino’nun düzenlediği Ye#40 Pastırma-Sucuk Etkinliği’nin ilk haberdarlarından olan ben, 80 defa katılacağım diyip, bu vakit olmuş hala poposunu kaldırıp bir işlem yapmamış… Bir de pişmiş pişmiş “Yok Nino’cuğum katılamayacağım, çok işim var” demez mi? Hayır bu cevap yetmemiş gibi bir de “Aslına bakarsa hazırladım ama oturup küp gibi yedim, fotoğraflayamadım” diyerek sıvama operasyonuna geçmez mi? Ben olsam beni döverdim…
Velhasıl tipik Türk zihniyetinde olan ben, her işi son ana bıraktığım ve yarına bir dosya hazırladığım için popomu koltuğumdan zırnık oynatamıyorum. Hafiften düzleşme belirtileri başladı bile:)
Durum böyle olunca ve de söz konusu Nino olunca, ufak bir operasyon gerçekleşmesi şart oldu:
Acilen birisini bu iş için yönlendirmek gerek… Ama kimi kurban bulmalı?? Kimi, kimi, kimi… Ayol ofistede kimse kalmadı ki, gecenin körü olmuş…
Aaaaa, muhasebe müdürü Deniz burada… Hihihiiiii…
“Deniiizzzzzzz, beni seviyor musun?”
“Hayır!” (Kendime not: Yeni bir taktik bul, bu artık işlemiyor!)
“Tamam o zaman bana bir şey yapmak ister misin?”
“Hayır!”
“Tamam o zaman ben çok acıktım…”
“Bana ne!” (Taktik değiştirmenin zamanı geldi!!)
“Deniz senin ağzını burnunu kırarım, açım ve canım sucuklu yumurta istiyor. Kalk bana sucuklu yumurta yap!”
“Tamam abla ne bağğrıyoonnnn!” (Evet bu taktik daha iyi)
“Yaptıktan sonra sakın yemeğe tecavüz etme gelip resmini çekeceğim”
“Benim mi?”
“Hııı, ben yokken tecavüz etme, seni tecavüz ederken resmedeceğim… Altına da Tecavüzcü Deniz yazacağım… Bippppp… Biipppp… Biipppp…”
Neyse kısa keseyim işim var, sonunda kardeşim, denizim, muhasebe müdürüm, şu aşağıda görmüş olduğunu şaheseri bizlere sundu ve aç karnımızı doyurdu.
Ben de hem kendi adıma (tamam farkındayım hazıra kondum), hem de Deniz adına bu sucuklu yumurta ile etkinliğe katılıyorum.
Deniz’in ağzından yapılışını da anlatayım:
“Bacım şimdi koccaman bi tavayı alacaksın. İçine margarini bolca koyacaksın ki, acılı, baharatlı sucuğun yağıyla, sosuyla, rengiyle bütünleşsin, doya doya ekmeği banalım… Sonra çok ince olmayacak şekilde doğranmış sucukları, tavanın içine atacaksın. Cozzzz diye bir sesle beraber baharat kokusu çıkacak ki, insanın iştahı daha da açılsın. Çok kurutmadan sucukları karıştıra karıştıra, evire çevire pişireceksin. Sonra ocağın altını kısıp, yumurtalar için sucukların aralarını açıp boşluk bırakacaksın. O boşluklara yumurtaları kıracaksın. Hafifçe üzerlerine tuz baharat serpip hemen bir kapakla üstünü kapatıp biraz piştikten sonra ocaktan alacaksın. Sarılar kesinlikle pişmeyecek ki, ekmeği sarıların üzerine bandırdığımızda, patlayacak ve etrafına yayılacak. Sonra biraz daha tuzlayacaksın, ekmeği bana bana bi yumurtadan bi sucuktan yiyeceksin… Yanına bir de çay alacaksın. Sucuk yedikçe ağzın yanacak, yandıkça sıcak çay içip daha bi yanacaksın,off off acıymış, off offf yandım diyerek yedikçe yiyeceksin…”
Dediği kesinlikle doğruydu, elimizle, ayağımızla girdik sucuklu yumurtaya… Aman kibar olalım, çatalla bıçakla yiyelim… Pöhhhh… Ekmeği kopara kopara, bana bana yedik ve pek bir eğlendik.
Teşekkürler Esra’m, teşekkürler Nino’m…
Sürpriz Bişi…
Yine dürttüler beni ve bir işe kalkıştım.
Ama süpriz olacak.
Sürpriz olacak diyorum çünkü çıkacak sonuçtan ben bile emin değilim:)))
Saldım çayıra şeklinde atıldım bunu yapmaya ama bakalım sonuç ne olacak…
İşte başladığım ama sonucunu bilemediğim yenikurdele nakışı işlemem:
Bu modelde yeni bir yaprak denemesi yaptım. Bence fena da olmadı…
Birazda atraksiyonlu bir resim yayınlayım:))
Bakalım istediğim sonucu alırsam açıklamalarıyla ve son haliyle ilerleyen günlerde tekrar sayfamda yayınlayacağım…
Kurdele Nakışı Salon Takımı
Taaaaa geçen bayramda güya bitirip kullanacağım salon takımını Allahıma bin şükür olsun bu bayram tamamladım da rahatladım.
Burada desenini yayınladığım, burada da bir kısmını gösterdiğim masa örtümün bitmiş hali işte böyle oldu:
Uçlarına da püsküller taktım. Sim ipten kordonet ördüm, kenarlarına da onu geçirdim. Ben yaptın diye demiyorum pek bir güzel oldu. Hatta gelen misafirlerden sipariş bile aldım. Ama işin kötü tarafı hepsine de hediye yapmak zorundayım. Ayıp olur para istenmez ki…
Sehpa örtüsünün desenini de burada yayınlamıştım. Hatta bir miktar yapılışı hakkında bilgi vermiştim.
Farkındayım bazılarınız desene bir anlam veremedi ama işte bittikten sonra örtüm bu şekli aldı:
Kare olarak çalıştığım örtünün gene dört köşesine simli püskül koydum. Püsküllü güzel oldum:) Bu püsküller sehpanın kenarlarından da sarktı, pek bir şık oldu… (İşte bir insan ancak bu kadar kendini beğenebilir:))
Bir de size ufak bir detay göstermek istiyorum… Fotoğraflayınca çok hoş göründü gözüme:
Üçüncü parçam ise fiskos masasının üstüne yaptığım örtüydü. İlk önce büyük kare bir kumaş kestim. Köşelerine işleyecektim. Ancak aniden şeytanım gene devreye girdi. Fırın tepsisini alıp kumaşın üzerine koydum bir güzel yuvarlak kestim. Büyük servis tabağından da iç tarafına bir yuvarlak daha çizdim. Üzerine de gülleri, yaprakları oturtturdum. Fiskos örtümde tamamlanmış oldu. Ancak yaprak yapacak kurdelem kalmadığı için yaprakların renkleri farklı farklı oldu. Ama hiç sorun değil. Önüne süs koyup bir tarafı arkaya çevirdin mi belli olmuyor:))
Hafiften çatlak olduğum için aynı modeli bir defadan fazla kullanmayı sevmediğim için, bakanın aynı zannettiği ama birbirinden farklı üç desenim ve üç örtüm olmuş oldu.
Bu arada ufak bir not iletmek istiyorum. Bazı arkadaşlar benden desen ve model istiyorlar. Özel olarak kimseye desen göndermeme imkan yok. Elimde olanların bir kısmını burada yayınlamaya çalışıyorum. Özellikle bu modellerde olduğu gibi, bir desenden farklı desenler çıkartabileceğimizin örneklerini vermeye çalışıyorum.
Ayrıca bazı arkadaşlarımız da yayınladığım modellerin azlığından şikayet ediyorlar. Kendilerine göre haklılar. Ancak ben prensip olarak mümkün olduğunca kendi ürettiğim şeyleri yayınlamaya gayret ediyorum. Doğal olarak hem çalışıp hem de el işi yapmaya çalıştığım için modellerimin sayısı azınlıkta… Daha fabrikasyon imalata geçemedim:)))
Hatun Ablam Çıldırmış…
Yabancı hobi bloglarını dolaşırken bir adrese girdim ki resmen feleğim şaştı.
Hatun Ablam çıldırmış…
Biz tığla dantel ördüğümüzü mü zannediyoruz… Pöööhhhh…
En son ocak üstüne serdiği örtüyü görünce buraya kadar dedim…
Buraya kadar ben dayanamıyorum, isteyen varsa buradan devam etsin lütfen:))
Burada da istemediğiniz kadar etamin örnekleri var.
Çocuğu olanlar, olacak olanlar yada benim gibi yeğen, kuzen bekleyenler için kaydedilmesi gereken bir adres.
Bu arada dolaşırken çok da güzel bir şey oluyor. Oradan oraya linklere tıklayarak giderken “Live Traffic Feed” penceresinde Türk Bayrağını görünce pek bir keyifleniyorum:))
Şimdilik bu kadar bakalım beğeni olursa diğer adresleri de paylaşırım…
Kitaplarımız Yerlerini Buldu…
Acı bir olayı hep birlikte güzelleştirmeyi başardık…
Esra’mızın anısı için çıktık yola ve 2 farklı okulumuzda Esra’nın adını yaşatmayı başardık.
İçimden çok şey yazmak geliyor ama yaklaşık yarım saattir iki satırdan başka bir şey yazamadım.
Bir çok duyguyu bir arada yaşıyorum;
Seviniyorum; çünkü Esra için çok anlamlı bir şeye imza attık.
İsyan ediyorum; çünkü “Anmak” kavramını Esra için kullanmasaydık.
Gurur duyuyorum; çünkü bir çok arkadaşımız işinden gücünden fedakarlık edip, bu etkinliğe zaman ayırıp duyarlılıklarını gösterdiler ve çocuklarımız için kitap yolladı.
Kızıyorum; çünkü bir çok arkadaşımız bu etkinliği görmemek, duymamak, bilmemek için elinden geleni yaptı.
Üzülüyorum; çünkü aşağıda ki fotoğrafı görünce Esra’yı daha daözlediğimi hissettim………..
Bugün yazamıyorum…
Belki de en iyisi sadece aşağıdaki resimlere bakmak…
Esra’yı ve çocuklarımızın gözlerindeki ışıltıyı izlemek…
Kurdele Nakışı Sehba Örtüsü
Taaa, geçen bayram kurdelen salon takımı yapmaya başlamıştım da, burada masa örtüsünün resmini yayınlamıştım.
Sonra da, nasıl olsa Kurban Bayramına daha çok var, sonra yaparım deyip katlayıp kenara koymuştum.
Ama vakit o kadar çabuk geçiyor ki haftaya bayram…
O yüzden haldır huldur yeniden gündeme geldi kurdele çalışmam.
Gündeme geldi ama takımın sehba örtüsünde takıldım kaldım. Masaya uyguladığım bu desen, sehba için çok büyük geldi. Düşünemedim tabi deseni ilk çizdiğimde. Masaya oldu ya, gerisinin önemi yoktu:)
Neyse silgi, kalem eşliğinde desenin gene canına okuyarak yeni bir desen ortaya çıkartttım. Umarım kopya çektiğim desenin yaratıcısı bunları görüp ahhlayıp, vahhlamaz:))
İşte sehba örtüme işleyeceğim canına okunmuş yeni kurdele nakışı desenim.
Yine masa örtümde ki gibi desen karşılıklı gelecek.
Yine bir tarafını eflatun ağırlıklı, karşı tarafını kırmızı ağırlıklı işleyeceğim.
Hiç bir takımımda tüm parçalar aynı olmayacak gibi bir kural ortaya çıktı. Nasıl oldu bilmiyorum ama muhakkak ya deseninde, ya renklerde, ya iplerde muhakkak bir değişiklik oluyor.
Şimdi burada da öyle oldu. Desen değişti diye, sap işlerinde kullandığım ipi de değiştirdim.
Bu örtü de yine daha önce yayınladığım Anchor’dan Sürpriz başlıklı yazımda bahsettiğim Multi Color cins ipi kullandım.
İpin rengi çok güzel, çok hoşuma gitti. Ancak sanırım kullandığım kumaş ince olduğundan dolayı ip biraz kalın durdu. Belki de kullanım alanı burası değildi, ben yanlış kullandım… Yaparım öyle şeyler biliyorum ben kendimi:))
Neyse modele uygun olarak en altta büyük bir çiçek işledim.
İlk önce iki adet büzülmüş kurdele hazırladım ki, bunu da daha önce burada anlatmıştım.
Organze kurdelede böyle ebruli geçişleri olan kurdeleleri tercih ediyorum. Renkler birbirine daha uyumlu oluyor. Özellikle büzgülü çiçek yapımında teyelleri bir koyu renk tarafından, bir açık renk tarafından alıyorum, birleşince geçişler harika oluyor.
İlk önce açık kurdeleyi monte ettim.
Etrafına koyu renk kurdeleyi geçirdim ve sabitledim.
Desendeki büyük çiçeği şimdilik tamamladım. Sırada minicikler var. Bu akşam da umarım onları monte ederim. Yarın da onları yayınlarım.
Kendim yapıyorum diye demiyorum, pek bi güzel oldu ayol:)
Mercan
Bugün benden değil, bir arkadaşımdan bir yazıyı sayfama koymak istedim.
Sabahın kör gözünde ağlaya ağlaya içim dışıma çıktı.
“….Arkadaşlarım çok şaşırırlardı, evde banu diye bağıran bir kedim olduğuna. Bana herkesin içinde ismimle hitap etmesi, gelen arkadaşlarıma yemeğinin yerini göstererek ikram etmelerini sağlaması ve en önemlisi küçücük evin içinde ben yokken var olan temizlikçilerden kaybolma yeteneği, hepimizin gönlünü bir çırpıda kapıvermesi, ağlayan bağıran sinirli olanların dertlerini paylaşması… bitmez.”
Devamı için… (more…)
Kurdele Nakışı Örtü
İşte gene burdayım.
Bende alışkanlık yaptığı için bu kapanmalar, açılmalar artık durumu kanıksadım.
Sayfa kapandığı zaman hemen Onur‘un sitesine gidiyorum.
O da kapalıysa, rahat bir nefes alıyorum.
Internet dünyasından anlamam ama benim yayınım Onur sayesinde oluyor. Onur’da kapandıysa biliyorum ki kısa bir süre sonra açılacak…
Ama daha önce bahsettim ya web tasarım kursuna gidiyorum, umarım bu sistemin nasıl çalıştığını öğreneceğim. Her ne kadar kursun en zayıf halkası olsam da hala pes etmiyorum. Kesinlikle çok zor. Bu işi yapanlara şimdiçok daha saygıyla yaklaşıyorum.
Neyse, uzatmadan taaa ne zamandır elimde olan ama muhtemelen sayfama koymadığım bir kurdele nakışı çalışmasını eklemeye karar verdim.
Benim kurdele sevdama başlamama neden olan modellerden bir tanesidir bu.
Zaten buna aşık olup, hemen yapmıştım. Daha önce de burada yayınlamıştım…
İşte hayat böyle, nereden nereye…
Geçen yıl bu zamanlar birisi söyleseydi, “sen kurdele nakışına merak salacaksın, kurdelelerle yatıp kalkacaksın, minicik minicik kurdelelerle çiçek yapacaksın”, hadi canım sende derdim.
Alın yazısı böyle bir şey mi ki?











