Burası benim dünyam... Ağlarım, gülerim, kızarım, severim... Beni var eden her şeyle buradayım... Paylaşmak isterseniz, gönül kapım herkese açık...
Ayça’nın Günlüğü
Bir başka kızsal blog…
2006 yılında başladığım blog oyununda 1 yaşındayım. Hakkımda bilinmesi gereken her şey yazılarımda yer alıyor. Boş vaktinizde uğrarsanız benimle ilgili daha fazla bilgi edinebilirsiniz...
64 Yaş ve Kurdele Nakışı Masa Örtüsü
Bugün sizlere Fatma Teyze’nin bir çalışmasını göstermek istiyorum.
Fatma Teyze 64 yaşında…
Bilmiyorum başka bir şey söylememe gerek var mı?
Kızlarının hediyelerini bitirdi, şimdi sıra gelinlere geldi.
Son aşamada torunlar var.
Hep beraber Fatma Teyze’me Maşallah diyelim mi?
Ellerin dert görmesin Fatma Teyzem…
Etiketler: güller boncuklar, kurdele işi, Kurdele Nakışı
Utanç Duvarı
Çok hoş bir oluşum keşfettim.
Belki bir çoğunuz biliyorsunuz, ancak ben yeni gördüm: UTANÇ DUVARI
Bir çoğumuzun şikayetçi olduğu (ki ben de son zamanlarda rahatsız olmaya başladım) resim ve içerik kopyalama faciası için olumlu bir çalışma.
Belki de bazı tembeller için caydırıcı bir mekanizma olabilir.
Bence sayfalarımızda bu oluşuma link verirsek, bir çok kişinin dikkatini çeker ve bazı tembelleri (ay öbür kelimeyi kullanmak nedense bugün içimden gelmedi) düşündürmeye sevk edebiliriz.
(Ayol ne kadar zarif yazdım ben bu yazıyı, hasta mıyım acaba:))))
Etiketler: utanç duvarı
Kurdele Nakışı Desenleri
Desen sektörüne atılmaya karar verdim:))
Dün ınternette dolaşırken bir desen buldum.
Bununla ne yapabilirim diye düşünürken bir sürü farklı farklı desen ortaya çıktı.
Bunlar kısa sürede, kendimi fazla yormadan yaptığım desenler.
Bence siz bunları daha da geliştirebilirsiniz.
Sanırım bu desen peçete kenarına oldukça yakışır.
Bu da şık bir desen oldu.
Benim gibi sim düşkünü iseniz güllerin içinden çıkan kıvrımları simle işleyebilirisiniz.
Bundan çok hoş lavanta torbaları işleyebilirsiniz…
Bohça kenarı yada havlu yapmaktan hoşlananlar için denemeye değer bir desen oldu.
Sanırım bunu çizerken kendimden geçmişim:))
Bence bu da bohça kenarında hoş durur.
Hatta ve hatta neden bir salon takımında kullanılmasın ki?
Aman beee, ne çizer mişim bee:))))
Kızlar demedi demeyin, bu modelleri başka hiç bir yerde bulamazsınız,
bunlar can sıkıntısı ürünleri…
Ayy durun pek hoşuma gitti, ben biraz daha sıkılayım, bakalım başka neler çıkacak:)))
Etiketler: al gülüm ver gülüm, benden başka böyle etiket yazan var mı acep, çiçekler-böcekler, kurdele işi desenleri, Kurdele Nakışı
Hop Hop Değiş Tonton ve Kurdele İşi Deseni
Offf, offff, bir daha offfffffffffff…
Canım sıkılıyooooooorrrrrrrrrrr…
Yoğun tempoya o kadar çok alışmışız ki, bugün ofiste yaprak bile kımıldamıyor ve ben sıkıntıdan patlamak üzereyim.
Bünye kaldırmıyor bu durağanlığı?
Oda oda dolaştım, millete sataştım olmadı. Oyun oynadım olmadı. (Bu arada www.oyunus.com adresinde wordabula oyunu var ki tam bir bağımlılık yaptı. Fırsat bulursanız bir bakın). Tüm zararlı içecekleri (çay, Türk kahvesi, nescafe, kola) tükettim olmadı. Yarım kalan işleri tamamlandım olmadı. Bir ara bilgisayardaki dosyaları yeniden düzenleyeyim, kendime bir ağaç yapayım dedim, başladıktan 5 dakika sonra bıraktım o da olmadı. Zaman geçmedi, geçmiyooorrrrr…
Fena halde alışveriş merkezine gitme isteğim var.
Sanırım can sıkıntısının en büyük belirtisidir bu.
Siz de yapar mısınız?
Büyük mağazalara gidip, çeşit çeşit kıyafet alıp, kabinde onları deneyip, bunun burası, şunun şurası kötü diyip tekrar yerine bırakır mısınız?
Böyle durumlarda o kıyafetleri giyip çıkartmak hiç zor olmaz da, muhakkak almanız gereken bir şey olduğunda o kabinlere girmekten nefret eder misiniz?
Hele istediğiniz gibi bir şey bulamazsınız ya…
Tipik Murphy Kanunu işlemeye başlar: Lazım olan şeyi asla bulamazsınız! İş işten geçti mi? Hemen karşınıza çıkar. “Aaaa, işte ben bunu arıyordum, bir türlü bulamadım. Bak şimdi her yerde bundan var”:))))
Kaderin cilvesi mi diyelim bu duruma bilemedim…
Ve gene kendimi tebrik ediyorum, güzel bir sıçrama ile daldan dala atladım.
Hoopp değiştirelim konuyu hemen….
Hooopp ve değiştirelim kelimeleri yan yana olunca aklıma geldi.
Benim yaş civarım hatırlarlar; bir çizgi film vardı: “Hop Hop değiş Tonton” Balona benzeyen yusyuvarlak yaratıklar bu sözü duyar duymaz şekilden şekile girerlerdi. Sanırım adı “Tonton Ailesi” idi.
Hatırlayan var mı?
Aman nasıl severdim onları ben. Arkadaşlarla toplanıp, bulutları tonton ailesine benzetirdik. Ahhhh çocukluk ahhh…
Bir dakika yüce google dan fotoğraflarını bulayım.
………………
Ya bir sürü resim var ama başkasının arayıp bulduğu şeyi sayfama almayı pek uygun görmedim. Onun yerine şöyle bir güzellik yapayım: Tıklayın…
Kendimi bir kez daha tebrik edeyim, konuyu gene dağıtmayı başardım:)))
Konumuz can sıkıntısı.
Çeşitli eylemlerle bu can sıkıntısı geçmeyince, ben de Sevgili Nurten’in hazırlamış olduğu örneği yayınlayım istedim.
Sonra aklıma geldi, benden uzun zamandır “Kurdele Nakışı Deseni” isteniyordu.
Hemen bir kağıt kalem alıp, deseni çizdim.
Fena da olmadı.
Desenin üzerine tıkladığınızda daha da büyük hali ekrana gelecektir.
Deseni istediğiniz kadar uzatıp, kısaltabilirsiniz.
İsterseniz modelde ki gibi uzun kenarları karşılıklı getirip, ortadan kenarlara doğru küçültürsünüz, isterseniz tam tersini yapıp, ortada küçükleri birleştirip, kenarlara doğru uzatırsınız.
Kullanım alanı da çok geniş. Havlulara rahatlıkla uygulanır. Her kenarına modeldeki gibi işleyip kare bir masa örtüsü yapabilirsiniz. Sadece kısa kenarlarına işleyip Şömentable yapabilirsiniz. Çanta işleyebilirsiniz.
Bu modelde “Ayaklı Gül” diye tabir edilen teknik kullanılmış.
Daha önce “Örümcek Gül” yapımını anlatmıştım.
Ayaklı Gül’de trabzanı 5 değil de 3 adet yapıyoruz ve gene kurdelemizi birer tane atlayarak sarıyoruz.
Minik çiçeklerden hoşlananlar için oldukça basit ve göze hitap eden bir teknik.
Takıldığınız nokta olursa resimlerle de anlatabilirim.
Bu arada Mesai bitimine hala varrrrrrrrrrrrrrrrrr….
Yeni Kurdele Çalışmam
Yarışma işi bitti ya, bende bir gevşeklik, bir rahatlık, bir lay lay lom durumu anlatamam.
Hani balonları şişirirsin şişirirsin sonrara da içindeki havayı çıkartır, balon “vuuuuvvvv” yaparak döner döner bir yerde pörsümüş halde kalır ya, aynı o durumdaydım.
En sonunda ya Allah Bismillah diyerek yeni bir işe soyundum.
Daha önce ki yazılarımda Amca kızının kızı Burcu’mdan bahsetmiştim.
Dünyalar güzeli, pırlanta gibi bir genç kız (maşallah diyin bakimmm).
Çeyiz hazırlıklarında benim de katkım olsun diye küçük bir şey başladım.
Bakalım ne zaman biter:))))
Yapım aşamalarını sizlere kısa kısa göstermek istiyorum.
Meydane adı verilen kumaştan aldım.
Elde dokunan bu kumaşların eni yaklaşık 50-55 cm.
Fiyatı ise 6,00.- YTL den başlıyor, 8,00 - 10,00.- YTL’ye kadar çıkıyor.
Ankara’da Çıkrıkçılar Yokuşu’nda bir çok mağazada bulunuyor.
Almak isteyen olursa diye söylüyorum; hiç taviz vermeyin, çatır çatır pazarlık yapın ve 6,00′ya alın.
Eni dar olduğu için uçları üçgen gelen komposizyonları çok iyi taşıyor bu kumaş.
Kumaşın ortasını buldum, tırnağımla “tırnak ütüsü” denilen işlemi gerçekleştirdim. Yani işaretledim. Daha sonra her iki köşeyi de ortada birleştirdim. Tabi dikiş payı vermeyi unutmadım.
Aman aman, resmi görünce aklıma geldi.
Sakın kumaşı ütülemeyin.
Kumaş kolalı olduğu için sert bir yapıya sahip.
İlginç bir yapısı var; zamanla kırışmış olan yerler kendiliğinden açılıyor.
Ancak ütülediğiniz zaman o kolalı havası kayboluyor ve sıradan bir kumaşmış gibi kalıyor.
Bu dip nottan sonra tekrar kumaşa dönelim.
Dedim ya kendiliğinden açılma özelliği var diye. O yüzden tırnağımla belirlediğim çizgiler kaybolacağı için hemen yaptığım üçgeni teyelledim.
Bu işlem de bittikten sonra siz benim gibi pasaklı olmayın ve kumaşın kenarlarını sülfile yapın:)))
Tamam tamam fotoğrafı çektikten sonra aklıma geldi ve bende yaptım. O kadar da pasaklı değilim canım:))
Evet, kumaşımı hazırladım.
Daha önceden belirlediğim modeli parşomen kağıdına çizdim.
Fotoğraf makinasında model gösterimi ancak bu şekilde oluyor, kusura bakmayın artık.
Ayol çok hoş bir model seçmişiz.
Aferin bize:))
Kendimizi de övdükten sonra devam edebiliriz.
Sarı karbon kağıdının yardımıyla deseni kumaşa geçirdim.
Gergin olmasını sağlayacak şekilde kasnağıma gerdim ve başladım işlemeye.
Sim ip manyağı birisi olarak doğal olarak sim iple başladım çalışmaya
Aaaaa, bu fotoğrafta desen de kumaşın üstünde belli oluyor.
Güzel olmuş ayol bu fotoğraf, sevdim kendimi:))
Hala isminin tam olarak hangisi olduğuna karar veremediğim “Sap işi” yada “İğne Ardı” tekniğiyle sim çalışmamı bitirdim.
Sonra yeşil ipimle geri kalan yerleri tamamladım.
Bu modelde, yeşil ipi “Brezilya Nakışı”nda kullanılan iplerden kullandım.
Ebruli yeşil ton çok yakıştı. Geçişler doğal oldu.
Yazıyı hazırlayana kadar bu kadarını yaptım.
Altyapısı tamamlandıktan sonra üzerine yerleştireceğimiz güllere karar vereceğiz.
Çizgiler arasında ki boşluklar, o güllerin yerleşim yerleri.
Hayalim canlandırdığım gibi bir şey olursa, nefis bir çalışma olacak.
Tam Burcu’ma layık bir şey…
İyi günlerde kullanmak nasip olur inşallah.
Bu arada sizden bir yardım istiyorum.
Şöyle ki, burada yayınladığım resimleri çok anlamsız yerlerde görmekten sıkıldım artık.
Hadi tamam alıyorlar da, neden resmin orasını burasını çekiştirip, ağzını burnunu bir tarafa kaydırıyorlar o kısmını pek anlamadım:)
O yüzden resimlerin üzerine adresimi yazmaya karar verdim.
Sizden istediğim yardım şu: Ben bu kararımı unuturum, şapadanak sayfaya yapıştırırım:) Siz beni uyarırsanız düzeltmeye çalışırım.
Şimdiden teşekkürler ve kocaman sevgiler…
Etiketler: kurdale, kurdela, Kurdele Nakışı, meydane
Proje Yap
Yazılarda yer alan linklere bayılıyorum.
Fark etmediğiniz, haberiniz olmayan siteler buluyorsunuz.
Oradan oraya pıt pıt giderken neler neler keşfediyorsunuz…
İşte bir örnek:
Müdavimi olduğum Zerrin, bir link koymuş yazısına: Zeya…
Tık…
“Ne hoş bir yermiş burası, ne güzel bir ifade tarzı var, yazık görmemişim bunca zamandır” düşünceleri içinde dolaşırken “Proje Yap” linki bana göz kırptı.
Durur muyum, hemen baktım.

Aman burası tam benlik bir yermiş.
Özellikle mektup yazma çalışmalarına bayıldım.
Blogda yer alan konular bir anlamda insanı kendi içine yönlendiriyor.
Kendi kendini disipline etmesine, artı değerler kazandırmasına yardımcı oluyor.
Derim ki, muhakkak bir uğrayın, inananın pişman olmayacaksınız.
Hele bir de verilen ufak ip uçlarını uygularsanız eminim ki büyük faydasını göreceksiniz.
Böyle güzel ve faydalı ve değişik bir blog hazırlayan arkadaşımı tanımıyorum ama kendisine teşekkür ederim, ellerine sağlık…
Etiketler: disiplin, link, proje yap
Ben Bir Şey Yapmışım…
Ay ben bir halt etmişim ki sormayın…
Kimse “Tamam sormuyoruz” demesin, çok kötü fena yaparım:)))
Malum uzun zamandır “Necefli Maşrapa” kıvamında olduğum için blogları gezemiyordum.
Kendi kendime küsüp, “artık elimi ayağımı çekeyim bu hayattan” derken dayanamayıp geçtiğimiz günlerde ufaktan ufaktan ziyaretlerime başladım.
İlk önce tabi ki başucu kaynağımız olan Blogmanşet‘e girdim.
Ona, buna, şuna, ay dur şu cadıya da bakayım derken “cafenino” nickini gördüm.
Ayyy, canım Nihan‘ım yeni adres mi almış, ne çok özledim seni diye daldım.
“Alla alla, neden sayfasını değiştirmiş ki bu kız?
Format değişikliğine mi gitti ki ben yokken.
Aaaa, benim adresimi de almamış zaten, ben de yokum listesinde…
Küstü bana küstü…
Olacağı buydu işte, bu kadar ihmal edersen, hem formatlar değişir hem de unutulursun.
Olsun ben gene de biraz yılışıyım” diyerek yorumumu bıraktım.
Sonra cevabıma yorum geldi…
Her ne kadar yorumunda bir tuhaflık hissetsem de “Canım Nino’m küsmemiş bana, yaşasın” diye sevindirik oldum.
Sonra bir yazı daha yazdım, sağolsun Nino’m bi yorum daha bırakmış…
Küsmemiş bana küsmemiş…
Eee, bu yorumu eski yorumları gibi…
Hımmm, nırınımmm… nırınımmmm… nırınımmmm… bu işte bi tuhaflık var.
Acilen araştırmalı bu konuyu ve Nino taciz edilmeye başlanır:
“Ninooo, Ninooo, Ninooo, Ninooo, Ninooo, Ninooo, Ninooo, bir şey soracağım ama bana salak deme, cafenino sen misin?”
“Hihhaahhaaa, söz verdiğim için demiycem”
“Yaaa, sen misin değil misin?”
“Hayır ben değilim”
“Bana bi salak der misin”
“Demiycem”
“Yaaa, desene”
“Tamam, salak, ama bak sen istedin diye söyledim” :)))))
Bir süre daha geyik yaptıktan sonra gerçekler ortaya çıktı…
Benim gibi soran kişilerin olduğunu duyunca daha da bi mutlu oldum
Aslında yeni bir soluk daha tanımış oldum böylece: Cafenino
Bu arada şu benim meşhur yarışmamın Ankara ayağının kazanan isimleri (bizim cephede) nihayet söylendi.
Son paragrafa bıraktığım için anlamışsınızdır ki ben yokum:)))
Ama bizim de “işte budur” dediğimiz çalışmalar büyük finalde yarışacak.
Tek üzüldüğüm nokta böyle ballandıra ballandıra anlattığım final çalışmalarını bir süre daha yayınlayamayacak olmam.
Büyük finalden sonra sahiplerinin de izniyle (İnşallah bizimkilerden biri seçilir de) yayınlayacağım ve siz de abartmadığımı anlayacaksınız.
Son Dakika… Son Dakika…
Son Dakika… Son Dakika…
Ayol kızlar, bir son dakika haberi geldi…
Ablam, öğretmenler dalında (kendisi bir önceki yazımda belirttiğim Celal Dedemin kızı olur) mansiyon almış…
Oleyyyy oleeyyyyy oleeeyyyyy oleeeyyyyyyyyyyyyyyy….
En büyük Gülablammmmmmmmmmmmm….
(Aslında adı Güler. Ancak ben çocukken “R” harfi söyleyemeyen birisi olarak Gülabla’yı uygun görmüşüm, hala da devam eder)
Oleyyy oleeyyy oleeeyyyyyyy…
Ay biz ailecek pek marifetliyiz….
Meğersem yarışmaya girenler şunlarmış: Ben, annem, ablam, teyzemin kızı, halamın kızı, dayımın, amcamın kızları, gelin, görümce:))))))
Kurdele Nakışı Yarışması

Ne güzel bir resim değil mi?
Zaman zaman sayfan kapandığında bu resmin ekranda olduğunu ve gene tamirat süreci geçirdiğimi farz edin olur mu:)))
Arızalı bir hatunum ne yapalım:)))
Bir yazı yazıp, bir hafta kapanıyorum.
Acaba diyorum, bilinmeyen bir güç tarafından sansüre mi uğruyorum ne:)))
Neyse gene kapanmadan şu yazımı da ekleyeyim bari…
İlk olarak Yarışmadan haber vereyim:
Bizim gruptan dört çalışma finale kalmış.
Yani Ankara elemesini geçmiş.
Büyük final için İstanbul’a gidiyor.
Duyumlarımıza göre, jüri üyeleri arasında yer alan Seyfettin Dursunoğlu ve Derya Baykal’ın beğenisine sunulacak.
Ancak bu dört çalışma hangileri henüz bilmiyoruz.
Strese bakar mısınız:)))
Benim mi? Senin mi? Onun mu? Zaten şunun yaptığı kötüydü… (demeee), En güzeli benim çalışmam… (Yok yaa), Ben istemiyordum ki (Pöhhhh, yan cebime koy), Önemli olan Ankara’nın adının duyulması (Yalannn), Aman canım ne olursa olsun, hak eden kazansın (Hıhııı, tabi tabi), Zaten torpil varmış (Diyorlar ama bilemiyorum), vs,vs, vs…..
Ben mi ne düşünüyorum; Amannn, ne olursa olsun, gönüller bir olsun…
Yalannn, yalannn, yalannn….
O dört çalışmadan birisinin benim olmasını istiyorum.
İstiyorum, istiyorum, istiyorum, istiyceemmmmm, istiyceeemmmmm, bana ne, bana ne….
Çocuklar gibi tepinirmişim:))))
Protesto Ediyoruz
Hala yarışmadan bir haber yok.
Hala beklemedeyiz.
Ve ben bugün heyecan yaptım.
Şimdiye kadar gayet sakin, “Hadi, hadi hadi, haydeeeee” şarkısı eşliğindeydim.
Bugün pırpırlanıyorum:)))
Bu arada size iletmek istediğim bir haber var.
Bilmiyorum kaçınızın haberi var: İstanbul, “2010 Dünya Kültür Başkenti” seçildi. 2010′a kadar birçok proje hayata geçirilecek. Avrupa’dan fonlar alınarak İstanbul 2010′a hazır hale getirilecek. Birçok insan İstanbul’a gelecek ve İstanbul bir cazibe merkezi olacak.
Çok güzel bir gelişme değil mi?
Ama bu güzellik, bir başka kötü haberle gölgeleniyor. Şöyle ki, İstanbul’un Kültür Başkenti olması dolayısıyla hayata geçirilecek bazı projeler için maddi kaynağa ihtiyaç var.
Peki bu kaynak nereden sağlanacak?
Elbette ki bizden…
Nasıl mı?
Benzin sağ olsun!
Dünyanın en pahalı benzinini kullandığımız yetmiyormuş gibi, şimdi her litre benzinden 1 Yeni Kuruş daha alınacak. 2010 yılına kadar sürecek olan bu GEÇİCİ (!!!!) vergi hepimize hayırlı uğurlu olsun.
Hani 1999 depreminden sonra telefonlarımıza uygulanan ve hala geçemeyen bir GEÇİCİ vergi vardı hatırlıyor musunuz? Hani adı daha sonra başka bir şeye çevrilip halen alınmaya devam ediyor…
Hah işte aynen onun gibi olacak.
GEÇİCİ olup, GEÇİRİP, bir türlü GEÇMEYEN vergi…
İlk olarak sadece İstanbul ili ile sınırlı olan bu 1 Yeni Kuruş vakası, daha sonra tüm Türkiye çapında uygulanması kararlaştırıldı.
Bu GEÇİCİ‘yi önlemek amacıyla bir protesto başladı.
Her gün sabah saat 07:45 de tüm araçlar kornalarını çalacak ya da dörtlülerini yakacaklar. Ayrıca tüm araçlara siyah kurdele takılacak. Aracı olmayanlar ise benim gibi çantalarına siyah kurdele takabilirler.
Bu protestoya duyarsız kalmamalıyız. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, benzine gelecek en ufacık bir zam, peşinden bir çok şeye gelecek zammın habercisi oluyor.
Sizi bilmem ama benim artık bu yükü taşıyacak taakatim kalmadı. Cüzdanım ciddi anlamda boşalmaya başladı ve bu gözle görülür bir hale geldi.
Sanırım siz de bu durumun farkındasınızdır. En basit örnek; markete gittiğinizde daha önceden hop sepete attığınız bir ürünü, “Şimdi almayım, gelecek ay alırım” diyorsunuzdur. Daha ötesine gitmeye gerek yok.
Bu protestoyu ne kadar çok kişiye ulaştırabilirsek, o kadar sesimizi duyurma imkanına kavuşuruz.
Bu eylem dün başladı.Dün sabah işe gelirken bizim meşhur (!) Fatih Köprüsü yolunda hiçbir hareket yoktu. Bugün ise 06 SA …. (Unuttum) plakalı bir araç dörtlülerini yakmıştı. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Sıklım tıklım otobüsün içinden el sallamak istedim ama tabi ki mümkün olmadı. Bende içimden; “Merhaba, demek siz de sesinizi duyurmak istediniz, demek siz de yanlış giden şeylere susmak yerine tepki vermeyi tercih ettiniz, teşekkür ederim” dedim.
İşte böyle…
Siz de bu durumu bir düşünün, uygun görürseniz çevrenizdekilere konuyu anlatın ve protestoya katılın derim. Haa…, ama siz benzini ucuza alıyorsanız, “beni etkilemez”", amaaann boşver kim uğraşacak şimdi”, “Aman canım sende, iki düt dütle iki pırpırla bir şey mi olur sanki”, “Benim arabam yok, benzinimde yok”, “Yaşasın dünyanın en pahalı benzinini kullanıyoruz, bir numarayız biz” diyorsanız elbette ki siz bilirsiniz.
Sevgiler…
Etiketler: benzin, geçici vergi, kurdele, protesto












